Üniversite sonuçları açıklandı geçenlerde.. Üniversiteye giren öğrencilerime her daim tavsiye ettiğim şeyleri buradan yine paylaşayım. Zaten geleneksel olarak bu tür yazıları yazıyorum hep bu dönemlerde.. Bazı ufak tefek değişikliklerle yine geleneği bozmayayım.
(Tabii böyle yazılar yazarak kendimi tatmin etmiş oluyorum. İnsan kendini önemli biri gibi görüyor. Ancak yine de tecrübelerin paylaşılması da okuyan ve yazan için yeni bir vizyon açabilir. Tabii bu maddelerde benim ön yargılarımı da hesaba katmak gerekir..)
1-) İlk önce hayırlı uğurlu olsun. Hayatınızın en güzel dönemlerinden birine giriş yaptınız. Ben uzun ve yorucu bi üniversite hayatı geçirsem de, tekrar böyle bi dönem geçirmek isterdim.
2-) Üniversite hayatında yeni arkadaşlıklar, dostluklar kuracaksınız.. Bu arkadaşlarınız genel anlamda pozitif, bi şeyler üretmeye çalışan; dedikodu, kısır çatışmalar peşinde koşmayan; kriz anında çözüm odaklı olan kişiler olursa bu üniversite hayatı cennete döner. Hem siz kazanırsınız hem onlar kazanır. Olumsuz kişilerle pek haşir neşir olmayın, onlar hem sizi hem kendilerini o karamsarlıklarında boğarlar. Suçu hep başkalarına atarlar; bazen içinde bulundukları sorunun kaynağını kişilerden bazenden de toplumdan bulurlar. Ama hiç doğru düzgün bi şeyleri yoktur. Yaptıkları şeyleri de dev aynasında görürler. İletişimi kesmeyin ama çok da bulaşmayın. Aman deyim.
3-)Eğer bi sosyal bilimcisi iseniz fen bilimlerinden, eğer fen bilimcisi iseniz sosyal bilimlerden bi alanda az veya çok ilgilenmeye çalışın. Bu sizi tek tip olmaktan kurtaracak, nöronlarınızı artıracak, beyninizi daha kullanışlı hale getirecektir.
4-) Sporla, sanatla, edebiyatla ilgilenin.. Tabii zamanınız elverdiği şekilde ilgilenmeye bakın. Bu alanlarda edilgen olmaktan sıyrılıp etken olmaya bakın. Yani spor yapanları takip etmektense sahaya inin, siz de yapın.. Mesela bisikletçileri televizyondan seyredebilirsiniz ancak siz de binin, gezin, dolaşın onunla..Tabii tiyatroya, sinemaya, maça da gidin.. Bazen seyirci olmak da iyidir.. Her şeyi kendimiz yapamayız kardeşlerim..
5-) Yeni insanlar keşfedin.. Sizden büyük özellikle 60 yaş üstü yaşamış, görmüş geçirmiş kişilerin tecrübelerinden faydalanın.. Tabii burada bazı riskler de mevcut.. Bu abiler veya ablalar yaşamları boyunca bazı önyargılar ediniyorlar. Bu yargılarında haklılık payı olsa da her yaşanan tecrübe aynı şekilde yaşanmaz. Hayatın formüle edilemeyecek kadar çok parametresi var. Bi de zaman farkı var, zamanın ruhu var; bu yüzden o ön yargılar sizi koruyabilebilir de, boğabilir de.. Aman deyim, her denilenin arkasından gitmeyin, kendiniz değerlendirdikten sonra yaşayın bazı şeyleri. Siz çok güçlüsünüz, kendinizi küçümsemeyin..
6-) Hiç kimseyi küçümsemeyin. Üniversiteye başlayınca ''ben oldum'' deyip, insanların küçümsemeye başlandığı dönemlerdir de ayrıca.. Herkesin içinde bir hazine vardır, onu görmeye çalışın. Ben mesela pek üniversite gençliğinin gitmediği Hacı Bayram Camiisinin oradaki çaycılarda oturmayı çok severdim. Normalde göremeyeceğim, oturup konuşamayacağımı düşündüğüm amcalar, teyzeler zihnimi açıyordu. Öyle burnu havada dolaşan kişilerle birlikte olmaktansa bakımsız, kirli yerlerde o amca ve teyzelerle birlikte olmak benim için büyük kazanımdı açıkçası..
7-) Dil öğrenin dostlarım. Dil normal hayatta da kullanılarak geliştirilen bir şey, sadece kurallarını öğrenerek öğrenilmiyor, haberiniz ola.. Öğreneceğiniz dil ile ilgili filmler seyredin, kitaplar okuyun, o dilde konuşabilen yabancı kişilerle muhabbet edin.
8 -) Yazılım öğrenin dostlarım.. Bu akıllı teknoloji geldi mertlik bozuldu. Bu zamana ayak uydurmak, KPSS ile filan uğraşmak istemiyorsanız (Buradan da işe girmek çok çok çok çok zorlaştı.) hangi dalda olduğunuzun hiç bir önemi yok. Bilgisayar yazılımı öğrenin... Yazılım öğrenin... Yazılım öğrenin...Yazılım öğrenin...Yazılım öğrenin...Yazılım öğrenin...Yazılım öğrenin... Bakın tekrar söylüyorum Yazılım öğrenin...Neymiş? Hangi dalda olursanız olun hiç bir önemi yok, yazılımı öğrenin...Bakın tekrar söylüyorum yazılım öğrenin. Bu belki de yabancı dil öğrenmekten daha da önemli.. Hatta buna yabancı dil gözüyle bakabilirsiniz.. İngilizce gibi, Almanca gibi bir dil bu... Siz kesinlikle yazılımı öğrenin..
9-) Bi mülteci ile iletişim kurun, gerekirse onun dilinden öğrenin. Bu size kendinizi kaybedip, uçmanızı engelleyecek, hayatın bazı karanlık taraflarını gösterecektir ve hayatınızın değerini de göreceksiniz. Bii Suriyeli abi ile tanışmıştım bir kaç sene önce, benim umutsuz bir şekilde ortalıkta gezindiğim bir dönemde, o yaşadıklarına rağmen hayat mücadelesini göstererek bana umut kaynağı oldu; ve hayat toz pembe gibi göründüğü zamanda da gerçekleri gösterdi. Hayat denge sanırım. Vasat olmak iyi gibi..
10-) Bütçeniniz elverdiği kadarıyla gezin, dolaşın (Hem kendi bulundunuz şehri, hem başka şehirleri hem de başka ülkeleri) yeni yerler keşfedin özellikle bulunduğunuz yerdeki tarihi yerlerin havasını içine çekin. Bu içine çektiğiniz hava belki de dünyanın kaderini değiştiren bir yer olmayabilir ama size geçmişten bu zaman kadar yaşanan süreci hayal etmenize, şaşırmanıza neden olacaktır. Şaşırmak, hayal etmek, merak etmek güzel şeyler.. Kafanızda her daim soru işaretleri olsun.. Bu kafanızdaki soruları çözmeye çalışırken geliştiğinizi, vizyonunuzun genişlediğini fark edeceksiniz.
11-) Alanınızla ilgili derinleşebildiğiniz kadar derinleşin, alanınızla ilgili bir yerde çalışın. Çalıştığınız yerden kazandığınız paraya pek bakmayın. Alanınızla ilgisi olmayan yerde de zaman buldukça çalışsanız iyi olur bu arada.. Hayatın gerçekliklerini görmenize vesile olur. Sorumluluk almayı öğrenir ve kolay atıp tutmazsınız bundan böyle..
12-) Kısır tartışmalara girişmeyin. Bu tartışmalarda anlık keyifler alabilirsiniz ancak size neredeyse hiç bir getirisi olmaz. Aslında pek bilgisi olmayan kişiler böyle tartışmalara girer. Güncel, kısır polemikler içeren kitaplar yerine, biraz derin kitaplar okumaya çalışın. Kısır tartışmalar veya kitaplar genelde dedikodudan öteye gitmez. Siz, ben ne çok şey öğrendim, ne çok bilgiliyim, etraftakiler ne kadar mal diye düşünürken, hiç bir halt etmemiş olursunuz. Tabii gündemi takip edeceksiniz, yoksa etrafta armut gibi gezersiniz. Dengeli olun, birey olun.
13-) Ankara'daysanız ve futbol seyretmeyi seviyorsanız Gençlerbirliği maçlarına gelin. Ben maraton tribününde olacam, sohbet muhabbet ederiz, iyi olur.
14-) Yazılım öğrenin.. Yazılım öğrenin.. Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..Yazılım öğrenin..
Aklıma gelenler bunlar..Her edilen laf, Allah'ın emri gibi değerlendirilmez belki ama bazı faydaları da vardır. Kurtuluş reçetesi değil bunlar, okuduysanız biraz zamanınızı çalmış oldum, hadi hepinizi kolay gelsin, daha başarılar kazanın, yüzünüz her daim gülsün..
Öperim gözlerinizden..
01.09.2018
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder