16 Eylül 2012 Pazar

Düğünlerdeki Takı Takma Sorunu

Düğünlerde 'takı' mevzuusu ne zaman başladı ve ilk 'takı' takma mevzuusu niye ortaya çıktı acaba? Ne zaman başladığını ya da niye başladığını ve sonra niye gelenekselleştiğini bilmiyorum. Ancak sanırım ilk zamanlarda 'düğün' sahibini düğün sırasında rahatlatmak, yeni evlenen çiftlere evliliklerinin başında maddi sıkıntı yaşatmamak için verilmeye başlanmıştır diye düşünüyorum. Tabii bu 'takı takma' mevzuusu yavaş yavaş adetlere; sonrada geleneklerimizde düğün esnasında vazgeçilmezler arasına girmiştir sanırım. Yani elimde kesin bilgiler olmamasına rağmen; ilk çıkış noktasının gayet samimi, iyi duygular barındırdığına inanıyorum.

Ancak artık günümüzde bu 'takı takma' bi dedikodu aracı, düşmanlık nedeni yani kısaca fitne-fesat mevzularının kök saldığı bi alan olmaya başladı.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Çocuklardan hayat dersi




Kafam karışık eve dönerken, bi çocuğun isyankâr sesi ile irkildi.

Çocuk

- Benim annem öldü, niye anneme küfrediyorsun. Annemin öldüğünü biliyorsun

30 Ağustos 2012 Perşembe

Çember

Düğünlerde, bayramlar, cenazelerde sohbetler üç aşağı beş yukarı aynıdır. Çok samimi olmayan insanlar  bir birilerini uzun zaman görmedikleri için havadan sudan sohbetler ederler. Bu sohbetler yaş aralıklarına, okul durumuna, cinsiyete göre değişebilir gerçi.  Ortamda yüz yüze baktığımız için konuşmak zorunda kalan insanlar genelde benim okul durumum olayından sohbete giriş yaparlar. Ya da göbeğim üzerinden sohbete dalan da olur. Bu duruma da çok rastlanır, ancak bu sohbet bi kaç cümleyi geçmeyeceği için pek devam etmez. Çünkü

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Tuhaf!!

Telefon çalıyor.

''Özel ders ilanı için aramıştım.'' diyor diğer taraftarki ses.

''Kaçıncı sınıfta, geçen sene matematik ve geometri kaç gelmişti ve kimin için aramıştınız?'' ile cevap veriyorum.

Sorulara birerbirer cevap geliyor. ''Tamam, ücret saati 30 lira!'' diyorum.

Karşıdan gelen ses beni çılgına çeviriyor.

''Bize kaça olur?''


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Şampiyonlar Ligi ve Kemal Sunal Filmleri



Şampiyonlar ligi ve Kemal Sunal filmlerini seyretmek çocukluğumun vazgeçilmezleri arasındaydı. Yalnız bunlar hep akşam geç saatlerde olduğu için anne terörü ile karşılaşırdım. Çok ağır bedeller ödememek için ''anne terörü'' ile müzakere masasına her daim oturmak durumunda kalırdım. Yalnız anne tarafı genelde şartlarını çok ağır koyar ve bunları harfiyen uygulanmasını talep ederdi. Ben de otorite sorunu yaşadığımdan bu talepleri yerine getirirdim. En önemli şart okuldan sonra  ödevleri yapıp, gece kaç saat ayakta kalacaksan o kadar uyumaktı. Bu süre tahminen 2 en fazla 3 saat olurdu.

25 Şubat 2012 Cumartesi

Milliyetçilerin dilleri aynı gibi aslında.. Türk, Kürt, Ermeni farketmez!!




Bu hafta Agos gaztesinde ''Hocalı neyi örtüyor? Veya, Hocalı ve samimiyet...''** başlıklı bir yazı okudum. Yazıda benim dikkatimi çeken mevzu ''Hocalı neyi örtüyor? Veya, Hocalı ve samimiyet...'' derken, Ermeni Soykırımını kabul etmeyenlerin ya da Hrant Dink'in hayatını kaybetmesine üzülenlere bozulan, öfkelenen 'Bir Ermeni Öldür hepiniz Ermeni oldunuz diye öfkelenen kişilerin aynen bu gazetede de geçtiği gibi ''Ya arkadaş siz de Hocalı katliamına ses vermiyorsunuz. Hrant Dink cinayeti veya ''Sözde''(çok enteresan bir kelime) Ermeni Soykırımı neyi örtüyor? Veya, Hrant Dink ve samimiyet..''' gibi laflar oldu.

31 Ocak 2012 Salı

Çamur Buza Anlam Katardı Dostlar!!



Çocukken buzlu havaları çok severdim. Ancak tamamen buz ile benim aramdaki çıkar ilişkilerinden ötürüydü bu sevgi.. Nedenini açıklayayım yüksek müsadenizle..

Ortaokulda ve lisede okula yürüyerek giderdim; okula gidebilmek için 20dakikalık yürümem gereken arazi vardı.