9 Eylül 2011 Cuma

Mahallemin Çocuğu; Gençlerbirliği

Mahallemin Çocuğu; Gençlerbirliği

Mahallem boksu seven bir, coşkulu kişilerin yaşadığı bir cemaattir.. Eee tabi böyle olunca insan çevresinden etkileniyor ve cemaat ne severse o sevgiden sende de oluveriyor. Mahalle bebeleriyle bütün boks maçlarına gider, olmadı televizyondan ve radyodan takip eder, olmadı gazetelerdeki renkli sütunlardan takip ederdik...

Hafta sonu yine bir boks maçındaydık ve bizim tutuuğumuz boksör gayet iri yarı, kaslı kuvvetli vurduğunu yıkan cinstendir. Bundan nasıl gurur duyuyorum anlatamam. Onun attığı yumrukları sanki ben rakibe atıyorum, her nakavttan sonra haklı gururu yaşıyor ve başka irir yapılı kaslı kuvvetli ekipleri hatta cılızda bir o kadarda ayakta duracak mecali kalmamış boksörleri de antreman niyetine yendiğimiz için ve yeneceğimizi başka arkadaşlarımaza önceden söylediğim için ''Bak görüyon mu? Yine biz yendik!!'' dEyip doğru düşündüğümü gösterdiğimden egomu tatmin edebiliyordum. Bu haklı gurur, ego tatmini maçın dışına da çıkar mahallemizde de yaşardım.


Ancak bir haftasonu ilginç bir şey oluvermiştir. Ufacık tefecik ancak bir hayli asi ve yenilgiyi tahammül edemeyen boksör rakibimiz oluvermiştir. Bu maçın sonucu maçın başından bellidir aslında, tabii ki de biz yenecektik. Yani hiç olur mu iri yarı, kaslı kuvvetli bir adamın ufacık tefecik bir rakibe yenilmesi.!! İmkansız gibi bir şey.. Ancak dikkatimi çekti; bu ufacık adamın bu yenilgiyi hiç kabul etmiyordu ve boksörümüze yumrukları yerleştiriveriyordu. Benim de yüzümde gülümse oluşuveriyor, beni takip eden arkadaşlarda bu gülümsemeyi farketmiş olmalı ne gülüyon salak cinsinden bana bakıyorlar. Maçın sonucu maçın başından bellidir, kesin biz yenecektik ve yendikte.. Ama benim kafamda soru işaretleri oluşmuştur bir kere!! Yendiğimiz için sevinçten zıpzıplıyor olmam gerekirken, üsttümde acaip bir ağırlaşma oluvermiştir. Soru işaretleri artık kelimelere cümlelere dökülmesi gerekir.

Soruyorum arkadaşlara

'' Birader bu rakip kimdir, kimlerdendir?''

Cevap daha tuhaftır.

'' Olum o sizin mahallenin çocuğu, filancalardan bilmiyorsun?''derler.

Alla alla hiç görmemiştim, bazen gazetelerde küçük bir sütünda adını hatırlar gibiyim, bazen de televizyonlarda maçlarından bir kaç saniye görmüşlüğüm var gibi, hatta senede bir kaç kezde bu herifi yendiğimizi de hatırlıyorum. Demekki önceki galibiyet coşkularım içinde bu çocukcağıza aldırış etmemişim. Halbuki yapısında bir kabullenmeme var, ve bu kişilik tam da bana göre.. Hayret bir şey nasıl kaçırmışım bunu diyerek düşünüyordum.

Mahallemin çocuğu artık beni meşgul edip duruyordu. Mahallede her an karşılaşmam lazım ya da mahallemin çocuğundan mahalle efradı bir kaç kelam ediyor olması lazım. Yani tamam ufacık bir şey ama yine de mahallemizin çocuğu.. Hep karşı mahallede ki kaslı kuvvetli boksörler konuşulur, hatta bunlar için tartışılır bu da yetmiyormuş gibi bir de yeri geldiğinde kavga edilirdi. Bi de bu kavga gürültü içinde bu işin zevkinden bahsedilirdi, mazoşist bir ruh hali.. Gerçi bir hafta önce bende böyleydim ancak bana ne oldu anlamıyorum.

Mahallemin cocuğu gazetelerdeki küpküçük sütunlarda olmasına rağmen dikkatimi çeker, televizyonlardaki bir kaç saniyelik yayınlar için yanımdakileri susturur o yayına dikkat kesilirdim. Herkes de gayet mal mal bana bakarlardı, hem de beni gerizekalı olarak adledenler bile olabiliyordu.

İçte yine bir haftasonu ve yine bir boks maçı..Bu sefer maç mahallemdedir ve gözüme çarpan ringdeki bizim mahallenin çocuğudur. Yine asi, yine tekelci düzene karşı bir tavrı vardır ve bu düzeni bir türlü kabullenemeyen yüz ifadesine sahiptir. Tribünde on binler vardır ve neredeyse hepsi o asi çocuğun rakibini desteklemektedir. Mahallemin çocuğu mahallesinde yalnızdır. Mahallemin çocuğu iri adama yumruğu bir yerleştirir ve bir an sevinç çığlığı atıveririm. Herkes bana bakar, arkadaşlarım bana bakar...

Ben ''bak görmüyormusun ne yumruk attı ama'' deyip kısa süreli sevinç yaşıyorum.

Yanımdaki de artık bu tavrımın hiç bir anlamının olmadığını dile getirme gereği duyar.

'' Bak bilader bu boks içinde olabilecek bir yumruktur. Bir yumrukla maç kazanılmaz; yani yine biz yeneceğiz bak görürsün'' der.

Ben aldırmam çünkü yumruğu yerleştirdi bi kere yaff... Maçın sonu olur, bizim mahallenin çocuğu yedi seksen ringde uzanmış vaziyettedir. Beni uyaran bilader de haklı bir gururla yanıma yaklaşır ve bak ben demiştim deyip egosunu tatmin edip yanımdan uzaklaşır. Benim tabi boynum büküktür, mahallemin çocuğu ringde sürünüyor ve ben benim mahallemde mahalemin çocuğuna yardım elimi uzatamıyorum. Ne acı ama.!!! Aslında mahallemin çocuğunu resmiyette tutmuyorum ve benim tuttuğum diğer mahallenin kaslı kuvvetli boksörü kazanmıştır. Yani sevineceğim aslında çok şey vardır, amma velakin yok olmuyor, sevinemiyorum.

Mahallemin çocuğunun maçına tekrar gidiyorum, yumrukları rakibine resmen saydırıyor. Ben yine seviniyorum, bana yine sevinme yine şampiyon olamayacaksınız; bu maçı kazansanız da şampiyonluk bizim diyorlar. Düşünüyorum, cidden doğru söylüyorlar. Ancak ben mutluyum bilader mahallemin çocuğu düzene uyupta pes etmedi hala diyorum...

Artık mahallemin çocuğunu görmem gerektiğini hissediyorum, ona iltifatlar edip, az da olsa desteğimi vermek istiyorum. Sonuçta o da insan.. O da aciz, onun da bir dayanma noktası var.. Mahallemin çocuğuna manevi desteğimi verdiğimde en azından direnci artmış olur diye düşünüyorum... Mahallem de araştırıyorum, mahallemde bu asi çocuğa desteğini sadece bir kaç kişi veriyor...İlk önce umutsuzluğa düşüyorum, ama asilik var ruhumda yaff.. Toplanıp baklavamızı alıp mahallemin çocuğuna ziyarete gideceğiz güya.. Bir yer belirleyip şuraya gelin diyoruz kendi aramızda.. Amma velakin toplandığımız yerde 4 bilemedin 5 kişilik dev (!) bir kortej oluşturuyoruz. Aman nasıl bir destek bu! Mahallemin nüfusu milyonlarla ölçülüyor, ancak destekleyen biri elin parmağıyla ölçülemiyor bile.. Olsun herşey zamanla çoğalır.. Bir bakmışsın bir başka zamanda 4-5 kişi değilde 10-15 kişi gideriz.

Monolok halinde

'' Saçmalama bilader 10-15 kişi milyonların yanında dikkate alınamayacak kadar az bir sayı''

Kabullenmeyen ruhum anında cevabı yapıştırır

'' Koçum 4-5 kişi eğer 10-15 kişiye çoğalırsa 2 hatta 3 kaç artırmış oluyoruz desteğimizi''

Mhalemin çoçuğu bu durumdan memnundur ancak karamsarlıkta yok değildir. Mahalemin çocuğunun antrenörü bile diğer mahalenin kaslı kuvvetli boksörünü destekler, şampiyonluğuna sevinir. Bu durumda nasıl karamsar olunmasın ki? Ama ben mahalemin çocuğuna güveniyordum. Ne de olsa mahalemin çocuğu.. Tamam ben boksu seviyorum ve kaslı kuvvetli boksörün aldığı galibiyet benim göz zevkimi doyurabiliyor ancak mahalemin çoçuğunun yenildiği maçlarda attığı yumruk daha da zevk veriyordu bana..

Yine maç günü gelmiştir. Ancak mahalemin çocuğu gayet miskin, kabullenmiş bir tavrı vardır. Rakibi onu hallaç pamuğu gibi bir oraya bir buraya fırlatıp duruyordur. İşte o görüntüler sayesinde kafamdan aşağı kaynar sular dökülmüştür. Utanıyorum, sıkılıyorum, mahalemin çocuğuna içimden sövüyorum; ulan yenilde savaşarak yenil, rezil herif diyorum... Herkes benle dalga geçiyor. Zaten onlar her zaman kendi kaslı kuvvetli takımlarının galibiyetleriyle sürekli beni mahçup etmeye çalışıyorlar. Ama beni pek de alakadar etmiyor aslında..

Mahalle de mahallemin çocuğu ile karşılaşıyorum ve ağzıma geleni yüzüne söylüyorum. Mahallemin çocuğu da utanıp sıkılıyor, morali alt üst oluyor. Sonra pişman oluyorum. Tamam dostum, özür dilerim; sana inanan, güvenen hala insanlar var. Sen bu boks hayatına bile sana yapılan haksızlığa karşı çıkarak başladın, senin boks forman bile yoklukta rasgele bulunmadı mı, sonra mahallemizin en güzel çiçekleri olan Gelincikle sana sunmadık mı? Gelinikte bile bir kabullenmeme var, mahalemizin sert iklimine karşı uçsuz bucaksız tarlalarda boy gösterir ve mahalemize güzellikle katar. Hatta seni mahalemizin ünlü keçisine benzetmedik mi? Üzerinde ki formanın rengi senin bu kişiliğin sayesinde başka boksörlere örnek olmadı mı? Bak bilader senin içinde hala o asi ruh var.. Buna sadece ben değil, sayımız az olsa da inanıyoruz. Yaşama sen keçinin ruhuyla başladın, nasıl bir anda bu ruh uçup gider? İşte buna inanmıyorum.

Belki bu saatten sonra gaza gelecektir Mahalemin çocuğu... Ancak Mahallemin çocuğu o asi ruhu kaybetmemesi için desteğe ihtiyacı var. Ama ben inanıyorum ki Mahallemin bu çocuğu sahipsiz kalmayacak.

Mahallemin çocuğu kimdir diye sorarsanız o çocuk Gençlerbirliğidir, Mahalem de Ankaradır, Mahalemin çocuğunun antrenörü İlhan Cavcavdır, Mahallemde diğer mahalle çocuğuna desteğini sonsuz bir şekilde veren Ankara halkıdır. Boksta aslında futbol maçıdır. Gençlerbirliği'nin kuruluşundaki kabullenmeme olayı da hak etmelerine rağmen okul takımına alınmayan ve kendilerine takım kuran liselilerin hikayesidir. Gençlerbirliği'nin rengini örnek alan takımı da siz araştırın.. O da bir efsane olmuştur, benim mahalemin çocuğu olmasa da onda da Mahallemin çocuğunun ruhu vardır.



Ender Bediz

http://www.haydigencler.com/index.php?ID=forum&sayfa=postlar&mfid=2&fid=1&tid=128&s=2 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder