29 Ekim 2011 Cumartesi

Öğrenciyken törenlerde neşe dolamıyordu bana!!!!


Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümü için 29 ekimde ülkede genenlde devlet tekelinde askeri bir disiplinle kutlamalar yapılır, her sene aynı edebi cümleler sarf edilir, ve samimiyetsizlik had safhaya çıkardı. Neyse bende bu disiplinin eksik edilmediği kutlamalardaki halet-I ruhiyemi biraz anlatayım.





Cumartesi-pazar'a denk gelen törenler hep bende bir gerginlik oluştururdu. Bu törene gitmesem yok yazılır mıyım diye düşünürdüm. Öğretmenler disiplin tehtidi ile öğrenciyi okula çekmek isterlerdi. Etrafımdaki arkadaşlardan da ''Ulan bu törene gitmeliyim, coşmalıyım!!'' diyen çıkmadı. (Şimdi pek çoğu törenlerin iptaline tepki gösteriyor.)


Bu törenlere disiplin tehtidi yüzünden gider, ve hiç bir zamanda eve mutlu dönmezdim. Bizi asker gibi sıraya dizerler, emirler verirlerdi. Pek çok öğretmenin yüzünde asker ciddiyeti olurdu. Hata yapan öğrenci affedilmez, bir tokat indirilir, ''Saygısız!!'' diye de bağrılırdı. Çocukken yaptığımız çocukça hareketlerin karşılığı genelde tokat olurdu ve ‘’Atalarımıza yaptığımız saygısızlıklar!!’’ ayrıntılı bir şekilde anlatılırdı. Ben de her seferinde şaşırırdım. Şimdi elim titriyor. ‘’Arkadaş çocukları bir kalıba sokmak için ne işler yapmışlar ya!!’’ diye sürekli sinirleniyorum. Bir de bu cumhuriyetin 28 ekim 1923 te Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal’in aklına esmesi ile 29 ekimde kurulduğunu öğrenince insan bir tuhaf oluyor. Demekki atalarım cumhuriyet için savaşmamış, hayatlarını feda etmemiş. Yönetim kademesinde bir kaç kişi, cumhuriyeti uygun görmüş, biz de o günden beri bu uygun görüş doğrultusunda askeri kutlamalar yapıyoruz. Bu askeri kutlamalar yüzünden çocukların o bitmez tükenmez enerjisini emilirken, tek tip gelecek oluşturuyorlar. 


En çokta sinir olduğum mevzuu müdürlerin, öğretmenler kürsüde öğrencilere direktif vermeleri, bağırıp çağırmaları, bizden adam olmayacağını sürekli vurgulamalarıydı. (Ama cidden ben bu zihniyetindekiler için adam olamadım. Adam haklıydı galiba) Sürekli papağan gibi aynı şeyleri tekrarlarlardı, ve her seferinde orjinal bir kelam ediyormuş tavrına bürünürlerdi. Sanki milyonlarca kez bi şey tekrarlanılınca, o şey doğrulanıyordu.


Bu 29 ekim, 23 nisan, 19 mayıs zamanlarından 23 nisan ve 19 mayısı severdim ama. Yanlış anlamayın, ızdırap verici okul törenleri dışında severdim. Annem bu günlerde kardeşimle beni seğmenlere, kuğlu parka, botanik bahçesine götürürdü, mutlu olurduk. Bu günleri iple çekerdik. Çünkü normal zamanda ders yüzünden böyle yerlere gitmek çok büyük lüks oluyordu zaman açısından. Bu günler sayesinde bir nefes alırdık. Keşke o törenler yapılmasaydı da, bu günler benim açımdan hep bi iç açıcı günler olsaydı. Ancak tören fetişislerin hakimiyeti yüzünden bir türlü törensiz bi 29 ekim, 23 nisan, 19 mayıs görmedik. Allahtan 30 ağustos okul zamanına denk gelmiyordu.


Neyse bari bu sene böyle törenler deprem vesilesi ile yapılmadı. Ben şu anda ortaöğretim kademesinde olsaydım, bu askeri törenlere katılmak benim için zorunluyken, katılmayacağımızı öğrenseydim, sevinçten zıp zıp zıplardım. Neyse bu sene bari yırttık derdim.
Ayrıca ‘’Kurban bayramı da iptal edilsin!!’’ diyen akıl sağlığından şüphe ettiğim adamlar var. Arkadaş zaten Kurban bayramında ve ya Ramazan bayramında devlet töreni yapılmıyor; öğrencileri okula toplayıp askeri disiplinle bol ızdıraplı törenler yapılmıyor. İsteyen bu dini bayramları kutluyor, istemeyen kutlamıyor. Hayır, bu adamların dertleri tatil ise, zati 28 ekim yarım gündü. Bu sebeple bu 29 ekim günü eğlenebilir, kutlamasını yapabilir. Bunu engelleyen yok.


İşin özü 29 ekimde bi Cumartesi sabahı, öğrencilerin sıra sıra bekletilmeyip, öğrencilerin bol ızdırap çekmesi engellendiği için mutlu oldum. Keşke bütün askeri disiplinli törenler iptal edilse. Mahallelerde küçük konserler verilse, ‘’Bakın bu hepimizin milli bayramı, bu bayram devletin tekelinde değil!!’’ mesajı verilse, ne hoş olurdu.

Sağlıcakla kalın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder