Şimdi ''Sen ne diyon la? Bi özet geç, çok sıktın!'' diyen çıkabilir. Evet, bu düşüncelere kapılmamın nedeni aşağıda paylaştığım haber.. Amerika'da nüfusun hatırı sayılır bir bölümü evsizmiş arkadaşlarım. Tabii fırsatlar ülkesi Amerikamız'da da her şeyden kâr etme isteği olduğundan, bu konu üzerinde de duran zengin ve fırsatçılar varmış. Warren Buffett gibi Amerika'nın ve tabii dünyanın en zenginlerinden bir girişimcimiz, Amerika'da evsiz elemanlara konteyner alanı kiralıyormuş. Epey de derin bir sektör olsa gerek ki, Amerika'da 20 milyondan fazla yani nüfusunun yaklaşık %6sı bu konteyner alanlarını kiralamak zorunda kalıyormuş. (Tamamen evsiz elemanlar da olduğunu düşünürsek evsiz yani homeless bu oran daha da fazladır muhtemelen) Bir de son ekonomik krizden sonra oluşan konut sıkıntısıyla birlikte Warren Buffett amcamız bayram etmiş gibi görünüyor. Hatta bu sektör üzerine bi eğitim programı varmış girişimci amcamızın. Yani bu sektöre girecek daha da pek çok girişimci ruhlu insan var. Şimdi ''Peki bu kiralama bedelleri ne kadar?'' diye soran çıkabilir. Hemen söyleyeyim, bir evsiz abimizin engelli maaşı 830 dolarmış ve bu 830 doların 500 dolarını yani maaşının %60'nı bu koyteynır alan kirasına veriyormuş. Bir de bu evsiz abimizin 95 dolar da elektirik masrafı varmış, yani maaşının yaklaşık %11,5'ini elektirik masrafına ayırıyor.
Şimdi siz 500 yıl sonra yaşayan bir insansınız, ve farklı bir medeniyetinin evlatlarısınız diye düşünelim. Yani tercihleriniz neredeyse tamamen şu an yaşanan zamandan farklı.. Farklı bir yaşam tarzınız var doğal olarak. Nasıl bir fark olabilir, bilemiyorum. Çünkü o dönemde yaşıyor olmayacam. Ancak şöyle düşünelim, şu anki keyiflerden keyif almıyorsunuz diyelim; mesela bu zamana göre şanslıysanız senede 2-4 hafta (Yıllık izin), haftada 1-2 gün tatil (Haftasonu tatili) için günde 8 saat dört duvar ile çevrili kapalı ofislerde çalışmanın çok anlamsız bir şey olduğunu düşünelim.(Şu an bile bana anlamsız geldi gözüme, her neyse), hatta her gün 8 saat, doğal hayattan kopuk, dört duvar içerisine hapsedilmiş bir ofisten eve döndüğünüzde de vakit geçirmek için (7saat uyku diyelim, 1 saat yol diyelim, bu zamana göre şanslıysanız) kalan 5-6 saati de stres atmak için internet, televizyon karşısında kös kös oturmanın, belki de günün stresini atmak, eğlenmek için keyif verici, alışkanlık yapan maddeler kullanarak geçirmenin anlamsız olduğunu düşündüğünüz bir medeniyet içerisindesiniz diyelim. İşte böyle bir medeniyetin içerisinde, şu zamanı dünyanın en güçlü, yöneticisi, kültür ihracatçı ülkesi Amerika'ya bakarak nasıl yorumlardınız acep? Belki de aynen şöyle; zamanında şanslı olduğunu düşündüğü halde ofis ve ev içerisinde normal vücudunu doğal şartlar içerisinde kullanamadığından ve iyi beslenemediğinden nüfusunun %30dan daha fazlasının obez; hem beslenme bozukluğundan (fast food) hem hareketsizlikten (Çoğunluğun ofiste çalışması) hem de her daim stres altında olduğundan kalp krizi hatta pek çok psikolojik hastalığın yüksek oranlarda olduğu, psikolojik sorunlar yüzünden yemek yer gibi hap yutulduğu, nüfusunun hatırı sayılır bir kesimin evsiz-barksız olduğu, hatta bu evsiz-barksız kişiler üzerinden dönemin güç kaynağı olan para kazanmak için yollar arayan insanların çoğunlukta olduğu, böyle bir hayat tarzının devamı için ihtiyaç duyulan kaynaklara ulaşma isteği yüzünden bir silahla binlerce kişinin öldürülebildiği, zalimlerin mazlumlara her an zulmedebildiği, hatta adam öldürmenin artık tamamen sıradalanlaştığı bir medeniyeti nasıl yorumlarsanız, o şekilde yorumlarsınız..Ve muhtemelen ''Nasıl bi iğrenç medeniyetmiş bu; biz ne kadar şanslıyız!'' diyen de çoğunlukta olacaktır. Bir de kapitalizmin sürekli tüketim üzerine kurulu düzeni yüzünden dayanıklı pek çok şeyin üretilmediği (Mesela evlerimiz.. Betonarme ve ömrü diğer yüzyıllardaki evlere göre daha düşük) geleceğe de pek bir şey kalamayacağını düşünürsek, gelecek medeniyetin evlatları hüzünle, -daha doğrusu- acıyarak bizi yâd edeceklerdir. Belki gelecek medeniyette eğer Amerika gelişmemiş bir seviyede olursa, bu zamanın Amerikalıların evlatları da ''Biz zamanında dünyaya hükmetmişiz!'' diye övüneceklerdir.
İşte böyle şeyler düşündürdü bu haber bana. Ayrıca Erich Scheurmann'ın ''Göğü delen adam'' kitabındaki Polinezyalı bir yerli kabile reisi Tuiavii'nın Avrupa'ya bakışı üzerinden de, şu anki Batı medeniyetine farklı bir bakış açısıyla bakılabilir. Yani şu zaman dilimde bile (Gerçi kitap 1920lilerdeydi diye hatırlıyorum ancak aynı şeyler şu anda da geçerli) Bu düşünceler altında da geçmişi yargılayanlara tebessüm edesim geldi açıkçası..
Saygılar sevgiler..
http://www.theguardian.com/lifeandstyle/2015/may/03/owning-trailer-parks-mobile-home-university-investment

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder