Ruh halimin biraz bozuk olması yüzünden son zamanlarda hemen sinirlenebiliyorum. Bu sebeple bir şeye konsantre olmakta epey zorlandığımdan okuduğum kitapları bitiremiyorum. İşte bu haldeyken resmini gördüğünüz kitabı okuyabileceğimi düşünmüyordum. Bi şekilde arkadaş tavsiyesi ile aldım, okumaya başladım ve kitabı elimden bırakamadım. Dedikodu ne kadar kötü bir şey olsa da, garip cazibesi vardır. Bu kitapta da bu tür bi cazibeye kapıldım denebilir. ''Kim ne demiş, niye demiş, niye bu soruyu sormuş, peki bu soruya ne cevap vermiş,alla alla tamam da bu cevaba kim ne tepki göstermiş?'' diye diye kitabın sonunu getirdim. '' Felsefeye ön yargısı olan, bunca laf ediyorlar hiç bir halt anlamıyorum, hem bunlar gayet gereksiz uğraşlar veya kardeşim felsefe okuması yapmak istiyorum ama hiç bir şey anlamıyorum'' diyenler için felsefeye başlangıç kitabı denebilir. En azından ben çok beğendim, sizlerle de paylaşmak istedim.
Kitapta ilgimi çeken konulardan biri ise Aristoteles'in dünyaya ilişkin görüşlerinin, çoğu alim tarafından yüzyıllar boyunca sorgusuz sualsiz kabul edilmesi oldu. Bu görüşler gayet açık bir şekilde yanlış olmasına rağmen, ya da bu görüşler basit deneylerle çürütülebilecek şeyler olmasına rağmen sorgulanmayıp yüzyıllarca kabul edilmiş olması insanı hayrete düşürüyor. Mesela ''Yüksek bir yerden aynı boyutta bir ahşap ve metal parçası atsanız ne olurdu?'' sorusuna Aristoteles ağır olanın, yani metal parçasının daha hızlı düşeceğini düşünmüş ve bu düşünce tee 18. yüzyılda Galileo'nun Pisa kulesinde yaptığı deney sayesinde çürütülebilmiş. İşin tuhaf tarafı Aristoteles'in sorgusuz sualsiz bir düşüncenin kabul edilmesine karşı olmasına rağmen bu böyle olmuş.
Bu durum aklıma İslam dünyasındaki İmam Buhari'nin akılcılık suçlanmasıyla döneminde suçlanmasına rağmen, günümüze kadar da düşüncelerinin sorgusuz sualsiz kabul edilmesini getirdi. Ayrıca Gazali meselesi de bu duruma sanırım gayet iyi bir örnek. Çünkü Gazali de ünlü bir felsefeciydi ve pek çok kişiye göre de hâlâ düşünceleri İslam dünyası için referans olarak görünüyor. Bir kesim ''İçinde bulunduğumuz kötü durumun sebebi Gazali'dir. Onun aklı küçümsemesi, felsefeyi gereksiz görmesi yüzünden İslam dünyası o gün bu gündür çorak bir araziye döndü.'' derken başka bir kesim de '' Arkadaş, yapmayın etmeyin, Gazali'ye haksızlık yapıyorsunuz. Adam zaten kelamcıydı, kelam da Allah'ın varlığını ve birliğini aklen ispatlamak için vardı. Yapmayın gözünün seveyim. Ayrıca Pascal da iyi bir matematikçi, fizikçi, felsefeci olmasına rağmen hayatının sonunda kendini tamamen dine verdi ve aklı reddeden Jansenizm akımına girdi. Peki Pascal böyle bir akıma kendini kaptırdı diye Batı düşünmeyi mi bıraktı. Bırakın allasen yaw!!'''' diye cevap verirken başka bir kesimse -ki bu büyük bir kesim oluyor- ''Gazali mübarek bir zâttı. Gazali akıl, felsefe hakkında böyle bir çıkarıma girmişse, bize laf düşmez. Tehlikeli sularda yüzmenin anlamı yok, dünya hayatı fani, imanımızı koruyalım, öbür tarafta yanmayalım'' diyorlar. (En azından benim görebildiğim kadarıyla tartışmalar bu şekilde ilerliyor. Kardeşim, yanlış düşünüyorsun, durum şuydu diyen olursa beni aydınlatanlara minnettarlık duyarım.)
Hal böyle olunca ben de hem bi umut hem de bi karamsarlık etkisini gösterdi kitap boyunca..Çünkü her şeyi önemsememize ve önümüze gelen pek çok şeyin orjinal olduğunu düşünmemize rağmen, aslında yüzyıllardır aynı sorular soruluyor, aynı cevaplar veriliyor. Bu da beni bir derin çukura itiyor.Yalnız Aristoteles ile Galilio arasında neredeyse 2000 yıllık bir zaman farkı var ve bu süre sanırım insanlık tarihi açısından pek de önemli değil gibi.. Yani bizim için de yüzyıllardır bi karmaşa içerisinde olsak da insanlık tarihi açısından bu süreç pek önemli değil. Stoacı bi yaklaşımla (Bak felsefe okuduğumu belli etmeye çalışıyorum.) bazı şeyleri değiştiremeyeceğimiz için bunu kabullenip ona göre önümüze bakmalıyız, bu insanlık tarihi açısından önemsiz gibi görünen ancak bir insan için değerli vakti olabildiğince verimli bir şekilde yaşamaya çalışmalıyız sanırım.Bu şekilde tatmin olur, mutlu olabiliriz belki de..
Her neyse, kısaca bu kitabı tavsiye ediyorum. Ayrıca aynı yazarın ''Klasiklerle Felsefe'' kitabını alacağım günü de sabırsızlıkla beklemekteyim. ''Peki bu kitabı nereden alalım Enderciğim?'' diye soran olursa ben de ''Tabii ki kitap Erdal abiden alınır. Hitabevi, Bayındır 1 sokak, Aksoy pasajı Kızılay''

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder