4 Nisan 2014 Cuma

Dikkat!! Bu bi seçim yorumudur...





Evet, ben de bi seçim yorumu dedim ve oturdum masanın başına.. Yazacağım şeyler orjinal olmayacak; yani yazının sonunda yazıyı okuduğunuza pişman olabilirsiniz. Bu sebeple şimdiden uyarayım da, sorumluluğu üzerimden atayım dostlarım.

30 mart 2014 seçimleri yerel -genel seçim arasında kalmış bir seçim oldu. Sonuçları yorumlarken ne tam bi yerel seçim gibi yorumlayabiliriz ne de genel seçim..Sonuçları Ak Parti'nin başarısızlığı olarak görenler genel seçimi, başarı olarak ele alanlar ise yerel seçimleri göz önüne alarak yorum yapıyorlar. Tabii Ak Parti'nin dışında Ak Partiyi seçimde başarısız olarak görenlere şöyle bi ters ters bakmak lazım da neyse..



Bana göre seçim sonuçları Türkiye geneli olarak alırsak Ak Parti açısından başarıdır. Ancak Ankara'ya bakarak başarısızlıktır.(Partinin kendisi açısından.. Tabii diğer partilere göre başarılı) Başarısızlıktır çünkü gözlemlerime göre genel seçimde Ak Parti'ye oy verenler bile CHPye oy vermiş görünüyor. Genel seçimlerde Ankara'da Ak Parti'nin oy oranı %49 iken bu seçimlerde % 44,5 olarak görünüyor. Hatta genel seçimlerde Ankara'da Ak Parti 1.466.284 oy alırken, bu seçimlerde 1.415.973 Ankara'da oy almış.  Yani hem yüzde olarak hem de oy veren sayısı olarak bir düşüş var. Ankara nüfusunun 2011'den sonra artışını da düşünürsek Ankara'da MHPliler dışında Ak Partililer de CHPye oy vermiş görünüyor. Tabii 2011de Ak Parti'ye oy verip şimdi başka partilere oy verilmesi için telkinde bulunan Gülen cemaati üyelerini de gözden kaçırmamak lazım. Gülen cemaati yakın arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla Ankara'da CHPye oy verdiler. (Ben, onca çabaya karşın yüzdeyi etkileyecek bi başarı kazandıklarını düşünmüyorum.) Yani Melih Gökçek'in ''Yok efendim biz başarılı olduk, oylarımız %38den %45 çıktı.'' gibi lafları pek gerçekleri ortaya koymada yeterli değil. Melih Gökçek yüzünden normalde Ak Parti'ye oy verip şimdi CHPye oy veren oluyorsa bence Ak Parti genel merkezi bu konuya bir el atmalı. ''Biz ne yaptık da böyle oldu? Cidden Melih Gökçek bu Ankara'da sevilmiyor mu ki?'' demelerinin zamanı geldi de geçiyor bile..

Ankara'daki seçime CHP açısından bakarsak bence teşkilatları açısından pek hoş şeyler görmüyorum. Her sandikta, bir önceki seçimde ilk 5e girmiş partilerin temsilcilerinin her sandıkta olması gerekmesine rağmen, yani her sandıkta, her koridorda, her okulda CHP temsilcileri olmasına rağmen twitter-facebook üzerinden ''tutanak'' aramak nedir yav? Ben bunu anlayamıyorum. Seçim günü ben de Yenimahalle Yapracık İlkokulunda görevliydim.(Etimesgut ilçe sınırları içinde yer alan bi okul. Yenimahalle diye düşünmeyin)  Her siyasi parti her sandık sonuçlarını bi cetvele girip bunu merkeze gönderiyordu. (Bu olayı en iyi yapan Ak Partiydi bu arada) İşte her sandıkta adamın olduğu halde, tutanağın kimin alması gerektiğini bildiğin halde twitter-facebook üzerinden ''Efendim şu sandık tutanağına sahip olanlar lütfen genel merkeze'' gibi haberlerde neyin nesi arkadaş? Sen nasıl bir kurumsun, sen nasıl bir organizasyon yönetiyorsun? Hadi bunu geçtik, hiç bir organizasyonu becerememelerine rağmen bir de seçim sonuçlarını karşılaştırmaya yarayacak bi internet sitesi yapmışlar. Ulan daha seçim sonuçlarını genel merkeze aktarma sorunun varken, daha bir türlü tutanaklara sahip olamazken bu internet sitesi de neyin nesi? Doğru düzgğn tutanaklara sahip çıkmadıklarından bu bahsini ettiğim siteyede doğru düzgün oyları giriş yapamadılar. Bu oy girişlerini yapamadıkları için de CHP seçmenleri bu siteye bakıp oylarının çalındığını düşündü.(Daha saat 5 sularında ışık kesildi, deyip hırsız vaaar diyen biliyorum bu arada)  Daha sisteme giriş yapamayan, beceriksiz bi teşkilat yüzünden ortalık karıştı.  Ayrıca görevli olduğum okulda cidden CHPlilerin haline üzülmemek elde değildi. Sadece bağaırıp çağırıyorlar; hiç bir şekilde sağklıklı düşünemiyorlardı.(Özellikle CHPli yaşlı teyzeler deyince bi duracaksın. Bunlar yüzünden bir daha seçimde görev almayı düşünmüyorum.) Bunlar bağırıp çağırırken Ak Parti çalışanları çatır çutur seçim sonuçlarını merkeze bildiriyor, hatta seçim sırasında yapılan bazı sorunları da ''tutanaklara'' işletiyorlardı. Benim okulumda sandıklar açılıp oylar sarılırken bir devlet memurunun Ak Parti oyunu milletine gösterirken '' Ayakkabı kutusu partisi, bakın şu tepedeki camiiye keçi gibi çıkın siz'' gibi saçma sapan laflar ediyordu. Doğal olarak bunların hepsi ''tutanaklara'' yazıldı.

Gelelim Mansur Yavaşlı CHP'nin seçim sonuçlarına.. Bir kere hem Mansur Yavaş için hem de CHP için bu sonuçlar büyük başarı.. CHP Mansur Yavaşsız bu seçime girseydi neredeyse 1 haftadır seçim tartışması yapmıyor, kesin bir mağlubiyet almış olacaktı. Tabii CHPnin kendi adayını yetiştiremeyip diğer partilerden aday yardımı alması partinin üzerinde düşünmesi gereken bir mevzuu.. Hatay'da geçen seçimde Ak Parti belediye başkanlığı yapmış birini, Sincan'da Temelli Ak Parti başkanını aday yapması cidden CHP için büyük başarısızlık bence.. Mansur Yavaş'a geri dönerken, kendisinin Beypazarı CVden kaynaklı oyunun olduğunu ispatladı. MHPnin geçen yerel seçimde Ankara'da %27 oy alabilmesinin en büyük nedeninin Mansur Yavaş olduğu anlaşıldı. Ancak bana öyle geliyor ki, Mansur Yavaş'ın sonunun da ''Fenerbahçeli genç(?) Semih'' olacak. Ayrıca CHPden Ankara büyükşehir belediyesi başkanı olsaydı da, CHP teşkilatı yüzünden pek sağlıklı çalışabileceğini de zannetmiyorum. (Twitterdan tutanak arayan bi teşkilattan bahsediyoruz.) Ayrıca dikkatimi çeken başka bir husus ise, Beypazar'ından büyükşehir seçimleri için en çok oyun Ak Parti'ye gitmesi.. Mansur Yavaş'ın Beypazar Belediye başkanlığı dönemindeki yaptıkları önplana çıkarılırken, kalesi olması gereken yerden en çok oyun Ak Parti'ye gitmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir mevzuu bence..Ayrıca Mansur Yavaş'ın sandıkların açıldığında %51 demiştik ama %50 de olur gibi açıklamalarına şahitlik etmem büyük hayal kırıklığıdır. Resmen umut tacirliği yaptı. Belki de teşkilatının bilgi akışında başarısızlığından böyle oldu bilmiyorum, ama cidden hoş bir durum değil. Mansur Yavaş konusunda da tek eleştirim bu olsun...

Ankara'nın ilçelerine baktığımızda da oyunu artıran ve bence en başarılı belediye başkanı Yenimahalle belediye Başkanı CHPli Fethi Yaşar oldu. Çayyolu, Turkuaz gibi CHP oylarının ağırlıkta olduğu bir yerler Yenimahalleden ayrılmasına rağmen oy yüzdesini artırarak tekrar belediye başkanı oldu. Tebrik etmek lazım. Yalnız ASELSAN yanınındaki Toplu konut projesini görünce CHPliler rant eleştirileri aklıma geliyor da, kendimi gülmekten alıkoyamıyorum.. Bahsettiğim yerdeki Yenimahalle belediyesinin gerçekleştirdiği toplu konut projesini incelemenizi tavsiye ederim.

Şimdi Türkiye geneline geçelim. Türkiye genelinde bariz bir  Ak Parti başarısı var. Ak Parti 3 şehir dışında her ilde birinci olamadıysa ikinci olabilmiş. Yani kuzeyden güneyden, doğudan batıdan Türkiye'nin her yerinden oy olabiliyor ve Türkiye'nin her bir yanına seslenebiliyor. CHPye bakacak olursak ise durum pek içaçıcı değil. ''Türkiye'nin birleştirici gücü'' gibi bir sloganla seçimlere girmesine rağmen, ettikleri lafın pek geçerliliği yok gibi..Yanlış saymadıysam 30 şehirde CHP %10 oyun aşağısında oy almış, hatta yine yanlış saymadıysam 50 şehirde de ilk 2ye girememiş...Böyle bir tablo ortaydayken CHPnin ''Türkiye'nin birleştirici gücü'' olduğunu iddia etmek biraz zor geliyor bana.. Haritadan da durumu çok rahat bir şekilde görebilirsiniz. (Bu haritaları Kürşad Urungu Akpınar abimden yürüttüm. Facebookta arkadaş olup yazılarını takip etmenizi tavsiye ederim.)



Şimdi gelelim Gezi ve 17 aralık operasyonları gibi Türkiye gündemini sarsan; hatta dünyada bile konuşulan olayların niye Ak Parti'yi etkilemedine gelelim. Seçimden yanlış hatırlamıyorsam 1 ay kadar önce okulda bi arkadaşla (Kendisi Gezi'nin Ak partiyi çok zayıflattığını, seçim sonuçlarına yansıyacağını iddia ediyordu) bu olayların Ak Parti tabanını olumsuz etkilemeyeceğini hatta ''safların sık ve düzgün tutulmasına'' neden olacağını söylemiştim.(Kendisi bu yazımı okuyorsa, buradan bir selam kendisine :) )Çünkü oy verme alışkanlıkları Türkiye'de CHPye hitap edebilecek kesim %30-35e yakınken, Ak Parti'nin seslenebileceği kesim ülkenin %65-70ine tekabül ediyor.(Bu oranlar çok saçma gelebilir. Hemen girişmeyin, ben masumum) Ak Parti'i kendisine oy verenler dışında MHPlilere ve BDPlilere bile seslenebiliyorken;(Çok zıt kutup olmasına göre durum bu. Çünkü Ak Parti her yerden oy olabiliyor.) CHP kendisi dışında anca MHPye seslenebiliyor. (İstanbul'da HDP oyları bölmesin diye ortalıkta dolaşan CHPlilere epey gülmüştüm.) Ayrıca Ak Parti seçmeni Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Belediye başkanlığı CVsine güvenoyu verirken 28 şubat, 2001 ekonomik krizi gibi bi olayları gözlerinin önüne getirince ''Tamam Erdoğan hata ediyor da, ee kime oy vereyim'' diyor.. İşte burada insanlar safları sık ve düzgün tutmaya başlıyor.

Ve bence kaçırılmaması gereken bir husus da insanların oy verirken en çok ekonomi ve yaşam tarzı gibi iki durumu gözönünde bulundurması. Ekonomi oyların artması ve azalmasına neden olurken yaşam tarzı safların sık ve düzgün tutulmasına neden oluyor. Mesela 2008 yılında Türkiye ve dünyada büyük ekonomik kriz oldu. 2009 yerel seçimlerinde hemen bunun sonucu göründü. Ak Parti'nin oy oranları çok hızlı bir şekilde düştü. Eğer kendisine alternatif olacak bir parti olsaydı, daha büyük hüsrana uğrayabilirdi. Bu açıdan 2011 seçimlerinden sonra Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu'nun Ak Parti'ye katılması Ak Parti açısından bir başarıdır. Ancak Türkiye için bir başarı mı bilemiyorum. Çünkü gerçekten büyük bir alternatifsizlik oluşturdu bu olay...

Ayrıca bu seçimde geçmiş başarıların nasıl seçim sonuçlarına yansıdığına da şahitlik ettik. Mansur Yavaş'ın geçmiş başarılı belediye başkanlığı CHPnin oylarını %31den %43e kadar çıkartması, hatta Ak Parti seçmeninden bile oy alması; insanların kavgaya-gürültüye oy vermediğini gösteriyor. Yani ''hadi ayaklanalım da hükümeti düşürelim'' demek sadee Ak Partiyi güçlendiriyor. Yani ben önümdeki Çankaya belediyesi gibi bi belediye varken niye CHPye oy atayım diyor Ak Parti seçmeni.. Oy verirken insanların kararlarının değişmesi için, gözle görülüp etki yapan insanların olması.. Başka türlü AK Parti yenilmez...

Tabii cemaat-hükümet kavgasına değinmeden olmaz..Cemaat-hükümet kavgası sadece Ak Partiye yaradı ve cemaatinde seçimlere etkisinin ne kadar az olduğu ortaya çıktı. Zaman gazetesinin 1 milyon üstü satmasının gerçeği yansıtmadığı artık iyice ortada. Her eve onlarca gazete koyarak, fazla olduklarını ispatlamaya çalışmasalar iyi ederler bence.. Eğer bir eve onlarca gazete girmese Zamanın trajı 100 binlerde olur. Bu gazeteyi alanlar cemaat üyesi olarak görsek bile bunun yarısından fazlası da CHPye oy vermez, CHP oy verme telkini cemaat içinde cemaate güvensizlik oluşturmaya neden olur. Ayrıca 'hırsızlık' ithamları ile yola devam etmeleri gerçekten çok garip. Özellikle dindar ailelerin çocukların yolları bir şekilde Gülen cemaatinden geçmiştir. Bu çocukların çoğu da esnaf toplantılarına şahitlik etmiştir. Bu esnaf toplantılarında toplanılan zekatlar (ya da himmetler) bi polis baskınıyla ele geçirilse, bu olay hırsızlık olarak görülmesi gerekir mi? Bavul bavul paraların sisteme girmeden yurtdışındaki okullara gittiği biliniyor; bu para ile dolu bavulların kaynağı sorulsa nasıl bir açıklama yapılacak? Şimdi bu olaylar sadece Gülen cemaati için geçerli değil, diğer dini gruplarda da para işleri  bu şekilde yürüyor. Şimdi böyle bir sistemi bilen dindar birisi bu ''tapelere'' pek ehemmiyet vermiyor doğal olarak. (Hırsızlık olup olmadığını tartışmıyorum. Belki de hırsızlık oldu, bilemiyorum. Ben sistemden bahsediyorum.) İstediğiniz kadar ''hırsız vaaaar'' deyin durun, böyle bi şeyi gören bir kişiyi pek ikna edemezsiniz.. Haa tabii ''hırsızlık vardır, ama herkes yapıyor'' deyip de Ak Partiye oy vermeye devam eden kişi de epey çok. Ancak bu kişilere CHP VE MHPlilerin bir şey demesi bana acaip gülünç geliyor. Arkadaşım MHP'nin kaset skandallarında olay sadece seks değildi ki.. Orada MHP başkan yardımcısı 17 ağustos depreminden sonra inşaatlar üzerinden nasıl MHPlilerin zenginleştirildiğinden bahsediyordu. Buna rağmen o seçimde MHPnin oyu arttı. Çankaya'da CHPli belediye başkanı Muzaffer Eryılmaz'ın kendi teşkilatına ''yamyamlar yüzünden iş yapamıyorum'' ses kaydı çıktı. Yani teşkilatının sürekli yediğinden şikayet ediyordu. Ben CHPnin Çankaya'da oylarının azaldığını görmedim, hatta sürekli arttı. Şimdi böyle durumlar varken, saf ayağına yatıp başkalarını suçlamak hoş değil dostlarım...Bir de MHPnin güçlü olduğu yerde MHPye, CHPnin güçlü olduğu yerde CHPye oy verilmesi cidden komedi.. ''Ulan sanki Ak Partiden önce her şey süt limandı da, Ak Parti bu memleketi yerle bir etti.. Peh...

Ayrıca ''Tatava yapma bas geç'' kampanyasını muhalefet kendisine yakıştırıyorsa diyecek sözüm yok. Bu resmen başka düşüncelerin önüne geçmek, ve eleştirel düşüncenin önüne set çekmek gibi bir şey. Hükümeti diktatörlükle suçlarken, muhalefetin kendisi gibi düşünmeyene ''tatava yapma'' diyerek tavır alması enteresan değil mi? Bu sadece bana mı tuhaf geliyor? Tatava yapma nedir yav? Eleştiriyi kuru gürültü olarak görmek değil mi bu? Bilemiyorum, neyse...

Çalakalem bi şeyler yazdım bakalım. Çok cümle bozuklukları vardır. Bu sebepten bazı yazdıklarım anlaşılmıyor olabilir. Kusura bakmayın. Ancak bu seçimden önemli sonuçların çıkarılması gerektiğini düşündüğüm için bi şeyler yazmak istedim. Eğer muhalefet seçim kazanmak istiyorsa, kazandıkları belediyelerde gözle görülür başarılar elde etmek zorundalar.. Yoksa kimse ''Ak Parti'ye oy vermeyeyim de CHPye MHPye oy vereyim demez, diyemez. Halk güvenmez.. Mansur Yavaş örneği bunu açıkça ortaya koydu. Evet belki Ankara'da CHP seçim kazanamadı ancak oylarını %10dan fazla artırdı. Bu gelecek için muhalefet açısından bi umut ışığının doğmasına neden oldu bence..


Neyse bi seçim daha geldi geçti.. Milletimize hayırlı uğurlu olsun. Hiç bir siyaset konusu dostların kalbinin kırmasına deymez.. Seçim ile bi eşy değiştirmek yerine kendimizi değiştirip önümüze bakalım derim ben.. Hepimiz iyi insanlar olursak, memleketimiz de iyi olur. İlk önce aynaya bakalım.Ardından güzel şeyler gelmeye başlar...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder