8 Aralık 2011 Perşembe
Saçma Sapan Bir Anının Yazısı
İnsan öğretmen olunca egosunu çok sağlam tatmin edebiliyor. Tamam ben öğretmen sayılmam, özel ders vererek öğrencilere bir kaç matematik-geometri dersi anlatıp paramı alıp çekip gidiyor olabilirim. Ancak öğretmenlik veya da otorite olma hazzını az da olsa yaşamaktayım. Şimdi anlatacağım olayda tamamen bu konu üzerine..
Tabii öğretmen olma otorite olma gibi bi eşleme ile öğretmenliği sevimsiz bi hale getirmek gibi bir derdim yok. Ancak ben kötü bir insan olduüğum için başka birisini boyunduruk altına almak; karşındaki insana üstten bakarak bir şeyler anlatmak, kendini kabul ettirmek gibi bir derdim olduğu için böyle bir eşleme yapıyorum.
Yoksa biliyorsunuz öğretmenliği çok kutsal bir meslek olarak görüyorum. Acaip..
Neyse, işte benim bir tane konuşmayı ve soru sormayı sevmeyen bir öğrencim var. Çocuğun ağzından doğru düzgün bir cümlenin çıktığına henüz rastlamadım. Böyle çocuklara açıkçası üzülüyorum. Çocuk dediğin konuşur, güler, hareket filan eder. Böyle çocuklarla muhabbet etmesi, onların yaşında gibi hareket etmek çok hoşuma gidiyor. Çocukla çocuk olmak hoş bir şey. Karizma filan hikaye arkadaşım.... İşte bizim eleman konuşmuyor, soru çözüyor ve canım sıkılıyordu.
Evde enteresan bir ses vardı. Tabii inanılmaz sessiz bir ortamda her ses sana batıyor. Elemana
''Ula bu ses nedir? Sende bu sesi duyuyor musun?'' dedim.
O da cümle kurmadan sesi duyduğunu ve sesin nereden fgeldiğini bilmediğini bana vücut dili aktardı.
''Ula senelerdir bu evdesin, baba bu ses ne diye sormadın mı?'' dedim. Çocuğu konuşturmak istiyorum işin aslı..
''Bilmem!!'' dedi. Bu cümleden sayılır..
''Sanırım saatten geliyor!!'' dedim, saati duvardan aldım ve biraz inceledikten sonra bıraktım.
Ardından karşımdaki resme laf attım. ''Bu resim ne resmi?'' diye sordum.
O da ''Çanakkale savaşı!!'' dedi.
De se ki ''bu resimde savaş gemileri var, ve bombalanmışlar!!'' artık pes edip susacaktım.
''Nereden anladın bunun Çanakkale Savaşından olduğunu?!!'' diye karşılık verdim.
O da saf saf '' Fransız ve İngiliz bayrağı var!!''
Tabii bende bi otorite olarak, otoritem altındaki elemanın üzerine gitme gibi hakkı üzerimde gördüğümden
'' İngiliz ve Fransız bayraklı, bomba yemiş bi gemi sadece Çanakkele savaşında mı varmış!!'' dedim.
''Rusya'ya boğazdan yardım yapacaklar!'' diye son bir çıkış yaptı. Tabii bende ''Nereden anlıyorsun bu resimden, Rusya'ya yardım meselesini?'' dedim.
Çcuk bi affaladı ki sorma gitsin. Bi ''Hönk'' sesi duyar gibi oldum. Zannımca ''Bu hoca ne mal mal zorular soruyor arkadaşım!!'' diye içinden geçiriyor. Ancak bunu dillendiremiyor. Dillendiremiyor çünkü karşısında otorite var..Peh peh peh..
''Neyse!!'' dedim, ''Peki, bu birinci dünya savaşında niye Osmanlı, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu İttifak devletleri iken; İngiltere, Fransa, Rusya İtilaf devletleri oluyorlar?'' diye sordum.
Çocuk tabii yine affalladı.
''Şimdi onları sömürge devlet arıyorlar, kem küm hmmmmm, hıııııı!!! gibi laflar edince, ben tabi üzerine gittim. ''Tamam İtilaf devletlerin amacı o olsun diyelim de, niye isimleri itilaf?'' deyince yine sevimsiz bir sessizlik oluştu. Tabii bu 'sevimsizlik' öğrenci açısından sevimsiz bi durum. Ben bi otorite olarak karşımdakini rahatsız ettiğim için mutluydum.
''Tamam dostum, bende zaten bilmiyorum; haftaya araştır!!'' dedim, olayı kapattım.
Çocuk küçük bir sınava tutulmanın gerginliğini biraz olsun attı üzerinden. Bir otoritenin ''Ben de bilmiyorum!!'' deyip, kendi bilgisizliğini ortaya koyması da alışılmış bir şey değildi tabii..
Tabii sohbetin sonunu 'soru sormanın, ve merak etmenin'' önemi üzerine bir güzel nutuk çekerek bitirdiğim için otorite olmanın hazzını yaşamış oldum.
Hayalımda öğretim üyesi olmak vardı zamanında.. Şişman, göbekli, askılı pantolonlu sınıfta dolaşan; bir şeyler anlatan, öğrencilerle sohbet eden bir hoca olmak isterdim. Ancak olmadı, bende kendimi özel ders bebeleriyle kandırıyorum.
Neyse, bu yazıyı cidden okuyan varsa, çok teşekkür ederim.. Sizde Hz. Eyüp sabrına benzer bir sabır varmış demekki...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder