25 Aralık 2011 Pazar

Kadın Erkek ilişkilerinde güven bunalımına neden olan Otobüs Muhabbeti




Otobüse binerken ilk önce otobüsün içinde yer var mı yok mu diye kontrol ederim, sonra acaba pencere kenarında yer var mı diye bakarım. Cam kenarında oturmak büyük avantaj oluşturuyor çünkü. Eryaman ya da Sincan'dan binildiği vakit kızılaya gitmek tahminen 1 saat süreceği için, cam kenarında oturursanız, kafanızı cama yaslayıp uyuyabilirsiniz. Aksi takdirde uyumaya başladığınız anda tanımadığınız bir adamın ya da kadının (Kadın olayı çok riskli tabi) omzunda kafanızı bulabilirsiniz. Pek hoş bir durum olmuyor bu da..Tabii yolda geçen 1 saati uyumayla değerlendirmek gibi bir düşüncem olmuyor, ama otobüs sallandıkça hemen gözlerim kapanabiliyor. Motor sesi de ninni gibi geliyor. (Bu nasıl bi algıdır çözemedim. O iğrenç ses nasıl ninninin yerini tutar ki acaba. Belki de ninnilerle büyümediğim için ninni olayının genel kaidesine hakim değilim.)



Neyse işte yine bi otobüs yolculuğu öncesi otobüsün içine ''boş yer var mı varsa cam kenarımı?'' kontrollerinini yaptım ve bi cam kenarı gördüm. Ancak istemediğim bir yerdi. Tercih ettiğim yer otobüsün en arkadan 2. veya da 3. koltuk oluyor. Tabii kapı kenarında da olmayacak. Boşluk favori mekanımda olmasa da yetişmem gereken bir yer olduğu için otobüse bindim. Otobüs koridorunda ilerlerken, benim koltuğun yanında başka birini otutururken gördüm. Bu çok riskli bir durum. Cam kenarını göstererek:

-''Hocam şuraya geçebilir miyim?'' diye sorduğum vakit, kendini cam kenara geçip, beni de kendi oturduğu yere oturtturabilirdi. Neyse böyle bir şey olmalı. Adamın suratında Küçük Emrah bakışı vardı. Sanki kaderin sillesini yemiş, ardından bu koltuğua oturmuş gibi bi hali vardı. Oturmak için mâlum sorumunu sorduktan sonra bana öyle acıklı baktı ki, kalbim parçalandı. Tabii yerime geçerken aklımdan '' 1 saat yolculuk sessiz sakin geçmez, bu adam kesin patlar'' diye düşündüm. Bu gün kafam dağılmamalı diyerek, mp3 çalarımı kulağıma taktım ve hayattan kendimi isole ettim.

Evet beklenen gelişme oldu. Elemanın telefonu çaldı açmadı. Bir kaç dakika geçince, eleman bana döndü

-''Cevapsız aramalar görünüyor mu? Bi bakar mısın?'' diye sordu.

-''Tabii abi, görünür.'' diye cevap verip, cevapsız numarayı gösterdim. ''Ancak listesnizde kayıtlı değil numara.'' dedim.

''Cevapsız aramayı tekrar arayabiliyor muyuz?'' diye sordu.

Ben de kendi kendime, ''Bu işin sonu hâyır değil ya bakalım!!'' diye içimden geçirdim o vakit. Ule kaçıncı yüzyıldayız, adam bunları bana normal şartlarda sorması imkansız. Çok yaşlı biri de değil. 40 yaşlarında olma ihtimali ağır basıyor. Tamam, herkes her şeyi bilmek zorunda değil ama bu telefon mevzuusu Türkiye'de çok ileri boyuta gitti. Herkews cevapsız numarayı arayabileceğini bilir zannımca..

Bende

-''Tabii abi, arayabilirsiniz!!'' dedim, MP3 çaları kulağıma sıkı sıkı yerleştirerek kafamı diğer tarafa çevirdim.

Eleman beni dürttü ve

-''Hiç kimseye güvenmeyeceksin!!'' diye kafasını iki yana salladı.

Ben de

-''Tabii abi!!'' dedim. Yine kulaklığımı kulağıma yerleştirip, müzik dinlemeye başladım. ''La acaba sorsa mıydım, niye abi diye!!'' diye düşünmedim değil. ''Belki de birisiyle konuşmak dertleşmek istiyor. Derdini paylaşmak, kafasını dağıtmak istiyor belki de!!'' diye düşündüm.

Sonra eleman yine

-'' Güvenmeyeceksin, evet, güvenmeyeceksin!!'' diye tekrarladı.

Ben de

''Niye, ne oldu abi?'' diye sordum.

Bana

-''Güvenmeyeceksin!!'' dedi tekrardan.

Vay arkadaş çattık resmen. Adam derdini döksün rahatlasın diye düşündüm, adam tekrara bağladı resmen. ''Acaba monolog mu yapıyor ki? Bana dememiştir belki'' diye düşündüm. ''Ulan kendi kendine konuşuyorsa, beni niye dürtüyor ki acaba?''

''Neyse en iyisi muhattap olmamak zannımca!!'' diyerek kafamı diğer tarafa çevirip, müziğe konsantre olmaya çalıştım.

Tekrar telefon çaldı, tekrar açmadı, tekrar bana verdi numarayı sormak için.

-''Abi, belki de kontorü yoktur. Bence siz bi arayaım!''' dedim. Bana öyle bi baktı ki, acaba küçük Emrahla mı muhattap oluyorum acaba diye düşünmeden edemedim.

-''Aynı numara mı?'' diye sordu. İçimden ''Ulan şuna elimin tersi ile vursam aklı başına gelir mi ki acaba?'' diye düşünmeden edemedim.

-''Evet abi!!'' dedim, kafamı çevirdim yine.

Tekra dürttü:

-''Herkes yapar bu yapmaz!!'' dedi. Ahanda dökülecek zannımca dedim.

-''Kim abi, neyden bahsediyoruz?'' diye sordum. Yine cevap vermedi, kafasını ''Hayır, olamaz!!'' der gibi salladı. Bir kaç dakika daha sustu. Ben de acaip gerildim tabii..

-''Namazını kılar, cumaları Hacı Bayram'a gider!! dedi dürterek. ''Ulan var ya, kesecem şimdi seni, beni rahat bırak, ya konuş ya su!!'' diyesim geldi.

-''Allah kabul etsin abi, hayırdır, ne oldu dedim!!'' Yine bi kaç dakika sustu. Otobüse binerken ki hayallerim tuzla buz oldu. Kafamı cama dayacaktım, müziğimi dinleyecektim, etrafa bakınacaktım  güya. İçim geçerse de bi kaç dakika kestirecektim. Olmadı, yine planlarım tutmadı. Yine Yahudi atasözü haklı çıktı, ne demişti atasözü bize ''Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarını anlat''.. Uff yeter beaf.. Sanki psikolojik harp içindeyim. Dayı dış mihrakların bir oyunu sanki..

Eleman yine konuşma gereksinimi duydu.

-'Komşum!!'' dedi.

-''Hayırdır abi, komşunuza ne oldu? Komşunuz ne yaptı size?'' diye sordum.

Yine manyak adam bi kaç dakika sustu. Resmen sabrımı test ediyordu. Ama ateşle oynuyordu, bu sabır testisi bi kırılırsa, otobüs içinde istenmeyen olaylar meydana gelebilirdi. Ancak ben o gün artık ne kadar sabırlıysam, hiç bir girişimde bulunmadım.

-'' Komşum kadın, abdestini alır, namazını kılar!!'' dedi. Ben de ''Tabii abi, namaz kılabilmesi için abdest alması gerekiyor!!'' diye geyik yapsam mı ki diye düşündüm.

Neyse geyik bi ortama gerek yok diye düşündüm ve

-''Ne oldu ki abi?'' diye sordum. O da ilk defa bir kaç dakika beklemeden cevap verdi.

-''Kadın-erkek arasında ne olabilir ki??'' diye sorusuyla bana cevap verdi.

-''.....kem küm... Abi bilmiyorum ki,,, hmmmm.. neyse abiii.. Heeeee... Hayırlısı abi!! diye enteresan bir cevap verdim. Keşke soruma cevap vermeseydi arkadaş ya.. Şimdi bu muhabbetin kötüye gideceği belli oldu. Şimdi arayanın komşusu olduğunu anlamış oldum bu arada ve bu sohbet burada kesilmeli yoksa hiç hoş şeyler olmayacak diye geçirdim içimden.

Yine dürttü manyak adam. Bu sefer numarayı aramamı rica etti. Ben de aradım, telefonu dayıya verdim. Bir canımlı cicimli konuştu ki anlatamam. Anafartalar önünde de bir buluşma ayarladı. Suratında güller filan açtı. Kendi kendime ''Şu adama kafa atsam ne olur ki?!'' diye düşünmeden edemedim.

Ardından manyak, utanmaz herif telefonu bana verdi ve telefon numaralarını silmemi rica etti.

''Ben ne yapıyorum acaba, ne yapmalıyım?'' diye içimden geçirdim. Tamamen bi namussuz bi adama denk gelmiştim. Ancak numaraları sildim. Eleman bilmiş bilmiş ve sırıtarak

-''Annene bile güvenmeyeceksin'' dedi.

-''Abi ne oluyor cidden!!'' dedim.

Eleman ayağa kalktı, gençlik parkına gelmiştik, otobüsten inmek için adımını attı ve sırıtarak

-''Ben niye numaraları sildirdim?'' dedi ve ''Hiç kimseye güvenmeyeceksin, annene bile!! diyerek çekti gitti.

Ben tabii mosmor oldum. Bu bana namus dersi mi verdi ki acaba? Hayır, karşısındaki kadın istenmeyecek bir şey yapıyorsa, bu adam ne yapıyordu acaba? Bu adam acaba kendini nasıl biri olarak görüyordu? Bu adam karşısındaki kadını nasıl görüyordu? Toplum bu adamı nasıl görüyordu peki? En önemlisi toplum bu adamın anafartalarda buluşacağı kadını nasıl görüyordu acaba?

Kafam zonkluyor, hiç iyi değilim. Dinlediğim müzikler, okuduğum kitaplar keyif vermiyor. Bütün insanları belli bi kalıba sokup, ideali budur diyen ideolojilerden nefret ediyorum. Bu nasıl bir dünya Ya Rabbim diye bağırasım var...





































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder